Dijimodern Çağda Hakikat, Sonrası ve Kamu Yararı
Özet
Hakikat sonrası evreye
bir dizi patafizik olgunun kapısını aralayan olağanüstü hâl, istisna hali, postmodernizm,
simülasyon teorisi, dijital gerçeklik ve olgu/kanaat eşitlemesi gibi saptamalarla
girdiğimizi düşünüyorum. İlkinde normun geçici süreliğine askıya alınışıyla
birlikte yeni bir resmi hakikat üretimi ve nesnel gerçekliğin bastırılışı; ikincisinde
norm ile ihlalin üst üste binmesi ve sonrasında oluşan yasasızlık bölgesinin zamanla
düzen algımızı değiştirmesi; üçüncüsünde hızlı enformasyon üretimi ve akışıyla
birlikte gerçeklik duygusunun ve hakikate ilişkin deneyim alanının tedricen
yitirilmesi; sonuncusunda ise beşeri deneyimin kümülatif niteliğinin dijital
veriler içine hapsedilişi söz konusu. Bu gelişmelere bir de insan
irrasyonelitesi ve kökleşmiş bilişsel önyargıları eklemek gerek kuşkusuz. Bu
bağlamda gerçekleştirilen Asch ve Festinger deneyleri, doğrulama sapması ve
güdülenmiş akıl yürütme teoremleri, tekrarın neden olduğu yıkıcı etkiler (öyle
ki, dijital medya haberciliğinde bugün artık tekrar, doğrulamanın yerini almış
durumdadır), kaynak amnezisi, korku temelli amigdala vb. kavramlar ise mevzunun
diğer bileşenleri (McIntyre, 2019: 52-70). Bilindiği üzere, hakikat sonrası kavramı
Ralph Keyes tarafından takdim edildiği biçimiyle “dürüstlüğün hiçleştiği bir
dönemin ürünü” (2017:34-37). Keyes’e göre, hakikatin temeli, sadakat ve
bağlılıktan geçiyordu ve toplumları günümüze getiren bu bağlılık olgusu aynı
zamanda onların dürüstlüğünün de bir göstergesiydi (Keyes, 2017:35-45). O halde
meselenin bir de etik boyutu var, daha doğrusu beşeri ilişki etiğini baltalayıp
dürüstlüğü değersizleştirerek yalan söylemeyi genel geçer bir norm haline
getiren bir yönü. Bu çaba, nesnel veya sosyal gerçekliğin çarpıtılmasıyla da
sınırlı değil sadece, bizzat olgunun kendisini yeniden üretme gayretiyle
ilgili. Keyes’e göre, artık böylesi bir dürüstlükten yoksun olduğumuza göre, “sürdürülebilir
yalanların kabul edilebilir bir stratejiye dönüştürüldüğü” hakikat sonrası bir
çağın da eşiğine gelmiş bulunmaktayız. Gerçekten de öyle; McDonalds’ın obezite
karşıtı kampanyalar düzenleyebildiği, diktatörlerin muhaliflerini faşist
olmakla itham ettiği, özel şirketlerin kamu sorumluluğu alabildiği tersine
dönmüş bir simülakrumlar evreni şekillenmekte (Gilloch vd., 2018:184-185). (...) <o:p></o:p>Sosyal medyanın duygusal
tepkileri besleyip biçimlendiren ve bazen de somut hedeflere yönlendiren etkisi
de, hakikat sonrası tartışmalarına ciddi biçimde cephane sundu. Bilhassa da
sosyal medyada arzunun bilgiyi alt etmeye dayalı işleyişi, her duruma uygun
emojiler, aşırı ajitatif ve duygulanım yüklü –çoğu görsel- içerikler ve
dolayısıyla iletişimsel dildeki daralmayla birlikte, rasyonel düşünme ve muhakeme
etmeyi köreltici etkenler olarak belirdi. Dominic Pettman’ın veciz saptamasıyla
söylenirse, şayet “bir aramada çıkmazsanız bizatihi gerçekliğinizin
sorgulanıyor oluşu” (2018: 87) bile başlı başına bir gerçeklik skandalı olsa
gerektir. Bu yazıda, kısaca hakikat sonrası tartışmasına farklı bağlamlarda ve
düzeylerde kaynaklık eden tüm bu medyatik ve sosyolojik terminoloji, dijital
kültür, yeni medya ve kamu yararı kavramları odağında tartışmaya açılmaya
çalışılacaktır.
<o:p></o:p>
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
-
SKA 3: Sağlıklı Bireyler
Atıf için künye
Köse, H. (2021). Dijimodern Çağda Hakikat, Sonrası ve Kamu Yararı. Bülent Özçelik (Ed.), Hakikat Sonrası: Siyaset, Felsefe, Medya, Uluslararası İlişkiler (ss. 201–231). Nika Yayınevi.
BibTeX
@incollection{kose2021-128640,
author = {Köse, Hüseyin},
title = {Dijimodern Çağda Hakikat, Sonrası ve Kamu Yararı},
booktitle = {Hakikat Sonrası: Siyaset, Felsefe, Medya, Uluslararası İlişkiler},
editor = {Bülent Özçelik},
publisher = {Nika Yayınevi},
year = {2021},
pages = {201--231},
isbn = {9786059386388},
url = {https://akademik.atauni.edu.tr/yayinlar/128640-dijimodern-cagda-hakikat-sonrasi-ve-kamu-yarari}
}