EGEMENLİK, ULUS ve HUKUK DEVLETİNİN TÜRKÇESİ YA DA AZ GİDİP UZ GİDİP BİR ARPA BOYU YOL GİTMENİN HİKAYESİ
Özet
Egemenlik ulus ve hukuk devleti bir biriyle bağlantılı kavramlardır, modern devlet olgusu temelde bu üç olgunun
etrafında şekillenir. Batıda modernlik devlet egemen gücün niteliklerini yeniden tanımlamaktan ziyade ona yeni bir referans
bulmakla ilgilidir. Ama modernliğin asıl ruhu, daha doğrusu modernliğin anlamı, toplumun rolündeki değişimle ilgilidir. Yani
bilenen tüm insanlık tarihi boyunca, ezeli ve ebedi kaderi yönetilen olarak şekilsiz bir gövde olarak tanımlanan kütle ilk kez
ulus olarak tanımlanmış ve hukukun anlamı ve işlevi de bu doğrultuda şekillenmiştir. Türkiye’de ise modernleşme çabalarının
yoğunlaştığı Tanzimat’tan itibaren Türkiye’de modernlik, devletin bir özelliği olarak varsayılmış, buna bağlı olarak,
modernleşme çabaları da devletin gerekleri etrafında yani hikmet-i hükümet mantığı ile biçimlenmiştir. Böyle bir modernite
kabulünde ve uygulamalarında aslında ana kütlenin gerçek anlamda bir ulus niteliğini kazanması mümkün olmadığı gibi, gerçek
anlamda bir hukuk nosyonu ve pratiği de filizlenememiştir. Zira modernitenin gerçek anlamı, egemenliğin devlette hatta
bürokraside değil, halkta, millette olması demektir ki, bu ikisi aralarındaki nüans farklarını düzleştirerek ifade etmek gerekirse
egemenliğin ulusta olması, Türkiye de teoride olduğu gibi ne yazık ki pratikte karşılık bulmamıştır. Egemenliğin toplumla
ilişkilendirilmesinin gerçek zemini bulunmadığı için de, ulusu, devlete ve bürokrasiye karşı koruma endişesinin
şekillendirdiği/şekillendirmesi gereken hukuk/devleti anlayışı da gelişip serpilememiştir. Bu yüzden, 23 Nisan’ın Ulusal
Egemenlik Bayramı olarak ilan edilmesi iyi niyetinden asla şüphe edilmeyecek büyük bir vizyon olsa da böyle bir söylem
gerçek anlamda bir modernlik hikayesi üretememiştir. Toplumu Devlet karşısında hizaya davet eden ve bürokrasinin üstün
gücünü zihinlere kazıyan meşhur “Bu ülkeye demokrasi lazımsa onu da biz getiririz” aforizması, ulusu da, hukuku da aslında
gölge varlıklar haline getirmiştir. Kısaca, Türkçede hala egemen, ulus’u değil, devleti; hukuk ise, ulusu zor kullanma tekeline
karşı koruyan şemsiyeyi değil, devletin ve hatta daha özelde bürokrasinin önceliklerini garanti eden hikmetinden sual
edilemeyen mekanizmayı ifade eder. Bu önemli kavramlar konusunda, “Her şey aslına rücu eder” kesinliğinde olmasa bile yine
de galiba biz çoğunlukla bize benzeriz.
Anahtar Kelimeler: Türkiye, Ulus, Hukuk Devleti, Egemenlik,
Atıf için künye
Nişancı, Ş., & Salman, T. (2022). EGEMENLİK, ULUS ve HUKUK DEVLETİNİN TÜRKÇESİ YA DA AZ GİDİP UZ GİDİP BİR ARPA BOYU YOL GİTMENİN HİKAYESİ. II.Uluslararası Uygulamalı İşletme Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Sempozyumu II, Bayburt (ss. 54–56).
BibTeX
@inproceedings{nisanci2022-108556,
author = {Nişancı, Şükrü and Salman, Tuğba},
title = {EGEMENLİK, ULUS ve HUKUK DEVLETİNİN TÜRKÇESİ YA DA AZ GİDİP UZ GİDİP BİR ARPA BOYU YOL GİTMENİN HİKAYESİ},
booktitle = {II.Uluslararası Uygulamalı İşletme Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Sempozyumu II},
address = {Bayburt},
year = {2022},
pages = {54--56},
url = {https://akademik.atauni.edu.tr/yayinlar/108556-egemenlik-ulus-ve-hukuk-devletinin-turkcesi-ya-da-az-gidip-uz-gidip-bir-arpa}
}